Geleceğe Dönüş Oyunu

İşten fırsat bulup eve geldiğimde can sıkıntısını giderme yolu olarak oyun oynamaya başladım. Televizyon izlemeyi pek sevmem. Geleceğe dönüş benim küçüklüğümde zevkle izlediğim televizyon serilerindendi. Sinema olarakta üçlemesi oldu. Bilgisayar oyunu çıktığını gördüğümde eski çocukluk heyecanım depreşti.

Oyunun karakterleri sabit. Doktor, Martin, Biff, Jennifer ve diğer oyun içi karakterler var. Oyunda Doktor Emmet’in ilk zaman makinasını icat etmesi ile ilk zaman yolculuğumuz başlıyor.
GEÇMİŞE GİDEBİLSEYDİK NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRDİK?
Bir köşeye geçip kendimizi izlerdik sanırım. Sonra yaptığımız hatalar gelirdi aklımıza o hataları düzeltmeye çalışırdık. Mesela birisiyle hiç tanışmamış olmak gibi. Oyunda da bu var. Tecrübeler gelecekteki mutlulukların temelleridir. Bu sözü şimdi uydurdum. Bu oyundada geçmişe zaman makinası ile gidip olayları değiştirdiklerinde geleceğe dönüş yaptıklarında geleceğin ne kadar alışagelmemiş ve istenmedik bir hal aldığını görüyoruz.

Gelecek elbet bir gün gelecek. Önemli olan geçmişten gelen kazanımlarımız ile geleceği değiştirmeyi çalışmamız. Çünkü gkaderimizi bilemeyiz. Geçmişe takılı kalıp keşkelerle boğulmak yararsız bu oyundaki gibi hiçbir şey değişmez. Oyunun sonlarında geçmişe hiç karışmamanın en iyisi olacağını anlıyoruz.

Oyun 5 bölümden oluşan sinema tanında. Her bölüm sonunda sonraki bölümü merak ettirecek soru işaretleri bırakıyor. Sonraki bölümde ne olacak diye daha heyecanlı oynayış sergileniyor. Oyunda basit bulmacalar mevcut. Neyi nerede kullanacağınızı bilmek gerekiyor. Kötü adamlarda mevcut. Bir bölümde değiştirilen geçmiş sonucu geleceğe döndüğümüzde kız arkadaşımız Jennifer ı başkasının kollarında buluyoruz. Evlilik kararının geleceği nasıl değiştirdiğinde bu oyunda görüyoruz. Bir bölümde doktor Emmet in hayatı yaptığı yanlış evlilik sonucu zindan oluyor. Geçmişe dönüp o bayanla tanışmalarını engelleyerek geleceği kurtarıyoruz.

Jules Verne’nin eseri olan bu oyunu filmini sevdiğim gibi sevdim. Grafik açısından eksik olsada konu yönünden sinema tadı veriyor.

130 total views, 1 views today

Pazar deprem

Pazar günü evde oturuyordum. Saat 2 ye 20 vardı. Başım dönüyor sandım ilk başta. Sonra sallanan lambayı görünce deprem olduğunu anladım. Fazla şiddetli değildir sanmıştım ama malesef 7.2 şiddetinde bir depremmiş. Vandaki insanlar için çok üzüldüm.
Evde kışın ısınmak için ufo aldım. Yakından şeyy uzaktan kumandalı. Ayaklı 300 watt 240 tl ye aldım. Evin salonunda kaldığım için beni anca ısıtır. Enfeksiyon sebebiyle kullandığım ilaçlar şaşırtıcı derecede işe yarıyor 🙂 Hasta olmamak için tüm önlemleri aldım 🙂

82 total views, no views today

Enfeksiyon

Bağırsak enfeksiyonu olduğum için evde izinliydim bugün. Üst seviyesi 5 olması gereken bi değer 21 çıktı. Damacana su aldım. Eve temizlikçi çağırdım. Her yeri temizlettim. Yemeğimi de yaptırıp gönderdim. İlaçlarımı da kullanıyorum. Kendime geldim sayılır yarın iş başı yapacağım Allah’ın izniyle.

102 total views, no views today

Bu senede bekar gezelim

Geçtiğimiz hafta fena sayılmazdı. Cumartesi günü patron aradı. Akşam üstü şehit cenazesine gittik. Ağlayan annesini görünce içim acıdı daha bi çok. Bitsin bu terör. Patronla çiğ köfte yedik. Ha bide bize kadayıf ısmarladı. Diyarbakır’ın sarma kadayıfı meşhurdur.  Cumartesi günü çok hastaydım. Sabah 10 buçuktan öğlenden sonra 3 e kadar uyumuşum. Patron çağırınca da hap, enerji içeceği ile bi süre kendime geldim. Akşam yatarken tir tir titriyodum. Bi arkadaşım duş almamı önerdi. Zorla beni ikna etti geceyi rahat atlattım. Şimdi daha iyiyim.  Akşam düğüne gittim. Bi devrem evlendi. 3 başka devremde oradaydı. Hatta biri de evlenmiş ona çok şaşırdık. Yıldırım nikahı mı yaptı ne yaptıysa 🙂 Ben yine bekar bende iş yok. Soğumuşum o işlerden…  Neyse yarın iş var erken yatmalı.

Ha bu şarkıda bana gelsin. Hahahaa 🙂

 

85 total views, 2 views today

Sokaklar bile sokaklara kesişir Gölgeler ki güneşe bağlı

Bu ara Bülent Ortaçgil’in in Mavi kuş şarkısına taktım. Teoman’ın söylediği kısımlar yine harika. Sanki güzel yerleri hep Teoman mı söylüyor ne 🙂

Saksağanın şakası sandılar
Muhabbet kuşları ve papağanlar
Belki de arkadaşındırlar
Kargalar gibi karaladılar
Kırlangıçlar ve serçeler
Bize biraz yalan söylediler
Çok saftık

101 total views, 1 views today

Bugün günlerden pazar ve ben seni hiç özlemedim

Selamlar.
Bugün günlerden pazardı. Sabah kalktım. Duş, temizlik gibi işleri halledip kahvaltı için çorba yapıp içtim. Sonrasında bilgisayar başına oturup ablamın bana alıştırdığı GARDENS OF TİME diye bir oyun oynadım. Sonrasında öğlen yaklaşırken NİNOVA ya gittim. Yeni açılan alışveriş merkezi. Çok uzun zaman olmuştu kumpir yemeyeli öğlen yemeğini de öyle geçiştirdim. Sonrada Altın Yıldız a girdim. Bi ceket sordum çok beğenmiştim. 800 tl diyince yıkıldım alamam diye. Markası altın yıldız yoksa kendisi de mi altın dedim satış görevlisine ve içimi rahatlatan cevabı aldım. Bu ürün bu günlüğüne %70 indirimde dedi. 300 tl de bana pahalı geldi. Ama 500 tl indirim gözümü iyice boyadı. Ömürlük bu ceket gibi süslü laflara kanıp cekete 300 tl yi bayıldım. Hemen hızlı adımlarla alışveriş merkezini terkedip olayın şokunu üzerimden atmaya çalıştım. O parayı bir cekete verdikten sonra planladığım teras keyfinden de vazgeçtim. Yolda giderken bir ayakkabıcıya girdim. Etiket fiyatı 100 tl olan siyah yarı spor yarı klasik bir ayakkabı için son fiyatı sordum. Biraz muhabbetten sonra abime son 75 tl ye yapalım dedi. Neyse uzatmadan o ayakkabıyı 55 tl ye almayı başardım ki ben Kayserili değilim 😀 Sadece bu fiyata vermezsen almam, Para hazır diyorum bunu hisseden satıcı hiç kazanamamaktansa az kazanmak iyidir diyip malı veriyor. Acımıyorum hiç buradaki esnafa 😀 Az ileridede deri sandığım bi kemeri 5 tl ye aldım. Pazarlık taktiğim işe yarıyor. Demekki yinede kazanıyorlar, kazanmasalar razı olmazlar.
Eve geldim, yattım dinlendim. Sonrasında şoförüm aradı huzurevlerindeyim istersen gezelim dedi. Biraz nazlandım ama ikna oldum. Gelip beni aldı ve bir arkadaşına gittik. Sağlık kabini işleten bir esnaf. Orada birer çay içip tanıştıktan sonra Dağkapı, balıkçılar başı tarafına geçip Hasanpaşa hanına geçtik. Şoför abinin oğlan da gelmişti. Onunlada biraz sohbet edip nasihat ettim. Şunu şöyle yap akıllı ol diye. Yoksa bana sataşanı döverim cezam neysede çekerim mantığındaydı. Neyse çocuktur dedim ama nasihatimi mantıklı buldu. Kendimi ona da sevdirdim. Sonrasında eve geldim ve 300 tl yi verdiğim cekete bir daha sonra bir kez daha baktım. Özelliği varmış. Kendini temizliyormuş. Ciddiyim. Üzerinde yazıyordu. Bitki yapraklarının kendini temizlemesi gibi bu cekette kir tutmaz kendini temizler yazıyordu. Gerçekten böyleyse boşa para vermemişim dedim.
Akşam yemeğini de yiyip tekrar pc başına oturup GARDENS OF TİME oynadım. Şimdide çayımı içip blogumu yazıyorum. Yarın iş var. 2011 model Renault FLUENCE marka aracımız olacak. Nazar değmesin.

130 total views, 1 views today