Ufak bi şiirim…

Tarih: Eylül 15th, 2008 | Kategori: Kendim

içimdeki sadece bi boşluk
istemem seni
nede sevgini
dolar elbette belki
sevginin varsaki şayet
gerçeği ve ezeli…

Perde 1 son, 2. perde başlasın

Tarih: Eylül 12th, 2008 | Kategori: Kendim

Hayat galiba perde perde işliyor.

ilk perde bitti benim için. Dün diplomamaı aldım. Sanırım 2. perde bittiğinde teskeremi, 3. perde bittiğinde ilk maaşımı, 4. perde bitince de evlilik cüzdanını alacağım. İşte can sıkıntısı ya bölyle bir genelleme yaptım. Ama ilk perde bittiği kesin.

Dün Afyon’da idim. Sınıf arkadaşım Duygu ile beraber gittik diplomamızı aldık. Diplomaya baktım durdum dönüşte. 16 sene boyunca bunun için uğraştım. Çok zordu ama sonunda oldu.

Pazartesi günü de askerlik şunesine gideceğim. Askerlik işlemlerini tamamlayacağım. Sonra da ikinci perde başlayacak hayatımda. Hiç belli olmaz kader bu belki diğer perdeleri göremem.

İşte böyle, ne tasarladım ne yazdım biraz uyumsuz oldu ama bu da böyle olsun.

Sorun Tespiti

Tarih: Eylül 5th, 2008 | Kategori: Kendim

1)Herkes ayni kisilige sahip degildir.
2)Kisilik ve huylar zaman içinde kendini belli eder. Sakin sebo, düzeltecegim diye uğrasma. Insan 7sinde neyse 70 inde de odur.
3) özgür bırakmak sevginin temelinde vardır. Özgür bırakmak ile kıskançlık karşıt kavramlardir. O zaman kıskançlık sevgiyi bitirir. Seven insan bilerek kıskandırmaz.
4) Güven nedir? Güven hayat arkadasligi yolunda son nefese kadar gidilen yolda ne olursa olsun, istersen kavga et, ister küs. Asla ve asla ayrılıgi düsünmemektir. Işte benim sorunum buymus. Bak yazinca itiraf edebiliyorum demek ki.
5)Rock müzik türü itibariyle gazel in moderne yansimasıdır. Icinde ayrılık, hüzün, ask acisi gibi konuları işler. Sabah akşam rock müzik dinleyeninde psikolojisinin bozulması normaldir.
6)Küsmeyi karsiya kendimi anlatmanin kuvvetli bir araci gibi algiladim. Ama bu yanlis yol sebo. Surekli bi heykeltras heykeli yontarsa o heykelden eser kalmiyorsa, sevgide de belki cok nadiren ise yarar ama uzun vadede kıyım getirir.
7) Sebo. Sen biraz sut cocugusun. Kötü alışkanlıkları olmayan sevilmeyi seven çok yaramaz bir kişisin. Yaramazlıkların legal yollarla cok mesru. Bak onca arkadasin sana dedi. Sebo sana kız cok. Ama sana uygunu bulmak mesele. Benden iyi de olmamalı kötü de olmamalı. Kendinle barışık yaşamayı seven biri olmalı. Tipik bir emo gibi bugün neye canımı sıksam diye sebep aramamali.
+++ Allah dogarken nasibimizi yazmis. Ama vesileler dünyası. Kimin nerede nasıl kasıma çıkacağı hiç belli olmaz.
++++ Kaderini uygulamadan bilemezsin. Çok acelecisn

Çok Yakında Askerim

Tarih: Eylül 4th, 2008 | Kategori: Kendim

Merhaba, uzun süredir yani 3 aydır tatilimi yaptım. Bugün evime askerlik yoklama fişi geldi. Nasıl sevindim size anlatamam. Ailemi de askere gitme konusunda ikna ettim. Arkadaşlarım ve ailem biraz şaşırdılar bi o kadarda üzüldüler ama ben askere gitmeyi çok istiyorum. Zaten 4 sene üniversite okudum. Gurbete alıştım. Gidersem sanırım mezun olan arkadaşlarım içinde de ilk askere ben gitmiş olacağım.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar. :D ı am happy ;)

Eksiklik

Tarih: Eylül 2nd, 2008 | Kategori: Kendim

Buraya hüzünlü beni üzen şeyleri yazmak istemiyorum. O üzen şeyler hep bilinçaltı olmuş bende. Rüyalarıma mı desem kabuslarıma mı desem giriyor bi yere işte. Bu sefer de yin üzülüyorum. Kalbim ağrıyor. Kalp ağrısı dediğimde bildiğiniz duygusal olanı. NE GÜZEL bitti. Ama neden hala aklımda. Allah’ıma yalvarıyorum. Gitmek istedi gitti ama onca zaman oldu artık çıksın aklımdan. Nolur Allah’ım artık acı çekmek istemiyorum. Üzülmek istemiyorum.  6 ay oldu galiba :S

Şimdi açtım Ferhat göçer’in gidemem şarkısını dinliyorum. O ilk baştaki öğütlerini dinliyorum. Diyor ya Zehiri akıtmadan geçmiyor diyo. Ömür imtihanla geçiyor ve çok kısa. Başkalarının birden pes etmesini ben neden çekiyorum. :(

Baya arkadaşım  oldu. Beni çok seviyorlar bende onları. Kuzu gibi bişi oldum sanırım ondan. Simge, mine, nesli, özge, çağla, burcu ve diğerleri… Yaw sen daha iyisine layıksın demekle olmaz. Bana şu iye gösterin. O gösterdiğiniz kişi öyle biri olsun ki… İşte sorunda bu ya. Nasıl biri olacak.. Çok merak ediyorum. Nasip kısmet meselesi diyorum. :(

Hoşçakal Travian

Tarih: Ağustos 7th, 2008 | Kategori: Kendim

Yaklaşık 3 aydır bu oyunu oynuyorum. Artık tek düze geliyor ve sıktı. Sabah akşam bunu oynamamamnın yolu oyunu bırakmak. Ama Onbinlerce kişi içinden ilk 60 a girecek kadar iyi oynadım. Hevesimi aldım. ütün bi yazım bununla geçemez. Artık kitap alıp okumayı düşünüyorum.

Üniversite yılları

Tarih: Ağustos 5th, 2008 | Kategori: Kendim

Öss sonuçları açıklanmış istediğim yer olmasada ilk on tercihimden birine girmişim. Akü yü kazanmışım ama Uşak Kamu yönetimi okuyacağım. Hayatımın en rahat yazlarından birini geçeridim. Hiç bi sorumluluğum yoktu o kazandığımın senesinin yazı.  Sonra Uşağa gittiğim gün, o büyük otelinin yanında inip Uşağın en işlek mecburiyer caddesinde dolaşmam. Burası büyük bi şehir. Nerde… Uşak sadece o caddeden ibaretti. Ayriyetten sosyal alan olarak yeni yapılmış huzur parkı vardı.

Üniversite 1, yeni bi çevreye ve yaşam tarzına alışmak çok güç oldu. Hiç kimseyi tanımıyorsun. Tanımadığın insanlara uyum sağlamaya çalışmakla geçti ilk dönem. Yeni arkadaşlıklar edindim ve üniversitedeki sınavların össden zor olduğunu gördüm. Benim için zaten hiç bir senesi özgürlük olmadı üniversitenin. 2.döneminde ise alıştım ve toparladım. Artık daha iyidi. Ama sisteme alışmak çok güçtü. Her hocamız ayrı bi kişilkti ve hepsinin sistemi farklıydı. Ben neden 1. sınıftan çok şey hatırlamıyorum.

Üniversite 2, futbol yaşantıma son verdiğim zaman :D . O çektiğim diz ağrısından sonra bir daha halı sahaya gitmedim. Baya mücedeleli bir dönemdi benim için. Artık Sebahattin uşaklıydı. Bergama gidince uşak için bizim oralar der olmuştum. İçinde bulunduğum kurumdan sıyrılıp sınıf arkadaşlarımla kalmaya başladım ki en güzelini de yaptım. Notları başarı olarak sayarsak özellikle 2. döneminde tavan yapmıştık. Binlerce sayfadan sorumlu olduğumuz sınavları bile geçtik.  Ama şimdi pişman olduğum bişilere çok bağlıydım benim vakitlerim onunla geçiyordu. Uzaktık ama benimleydi. Ama artık yok keşke hiç olmasaymışta üzülmeseymişim.

3. sınıf, sanırım yaşamın en zor koşullarıyla test edildiğim sene bu seneydi. Artık tecrübe bizdeydi biz abi olmuştuk. Kendi doğrularımızı kurmuştuk. İnternete olan dşkünlüğüm birazda yalnızlığım sebebiyle epey bi artmıştı. Çok boşverilmişliğe başlanmam ve i kopuşunn ilk tohumları. Lanet olsun internet şimdi seni hiç sevmiyorum. Sen sadece benim vaktimi öldürmem için bi araçsın. Ama bu dünyada bu şekilde intiharı seviyorum.

Üniversite son sınıf. Nerede o eski Sebahattin? Değişiyor değil mi bu hayat bende değişmeye başlamıştım herşeyimle. Artık veda zamanıydı. HEMDE HERŞEYE VEDA ZAMANI. UŞAĞA VEDA, SEVDİKLERİNE VE SEVGİLİNE CANINA VEDA. 4. sınıf benim için hiç uyanmasaydım dediğiniz bir sabah gibi oldu. Ders konusunda hiç bi takıntım olmadı. Altın çağımdı. Derslerde Performansım, olayı çözmüşlüğüm üstümdeydi. Ama işte. 2. dönem çok aceleciydim. Herşeyde olduğu gibi.

Şimdi herşey bitti. Yeni bir sayfa önümde. Elimde tecrübe kalemi. Aynı hataları tekrar şansın olursa yapma Sebahattin yazıyorum….

Ben zor evlenirim

Tarih: Ağustos 3rd, 2008 | Kategori: Kendim

   Ne zamandır bu yazıyı yazmak için kıvama geleyim diye bekledim. Malum çevremde yakıştırmalar başladı. Yaşım daha çok genç. 22me yeni bastım. Ama kiminle evleneceksin sorusu aklımın bi kenarında soru işareti. Bazen canım sıkılıyor annem bulur birini onunla evlenirim bende diyorum. Ama şimdi sağlıklı ve geniş düşününde herkes karşıdakini bi tanımak etmek ister.  Huylar çok önemlidir. O huylar asla tam olarak terkedilemez. Karşıdakinin huylarını bilmek gerekir. Benim için güzellikten önce bu davranış tarzları geliyor. Şimdi şu davranışsal özellikleri maddeleyim örneklendireyim. Böylece kendi aklımı da toparlamış olurum.

  • Asla bir şeyi istediğini belirtmek için aksi yollara baş vurarak – argoda buna laf sokarak diyoruz – isteğini belirtme yoluna girmeyecek.  Bugün dolmuşta dikiliye giderken arkamdaki çiftin konuşması çok hoşuma gitti. Böyle olmalı dedim. Bayan eşine yüzüğünü denizde çıkartmayacaksın. Çıkartmanı istemiyorum dedi. Geçende de bi arkadaşım sevgilisiyle kavga etmişler aynı bu meseleden. Ama söyleniş biçimi farklı.  “-Şimdi sana denizde kızlar bakmıştır sende onlara bakmışsındır. ” gibisinden.  Al işte gel benimle kavga et. Bu tarz kesinlikle olsun istemem. Kavgacı tip olmasın. Ruhun çirkinliğini gösterir bu.
  • Kendi yaptığı şeyleri karşısındakine yapma demiyecek. Çok açık yazdım sanırım bunu. Eğer bir davranışın kendisine yapılmamasını istemiyorsa ilk önce kendin yapmayacaksın ki aynı tepkiyi alasın. Bunun en tipik örneği öğretmen elinde sigarasıyla çocuklar sigara içmeyin der. Bunun gibi anlatmak istediğim ilişkilerde de buna benzer şeyler yaşanıyor. Ben içime atarımda. Durumlar kötüye  gider.
  • İhtimallerle konuşma meselesi. İşte benim en nefret ettiğim, içinde yalan, dolan, iftira, senin yapmadığın ama sana yapabileceğini yakıştırılan şey. Karşı taraf belki senin bazı şeyleri yapmayacağını bilir ama “-sen şöyle düşünüyorsun” , “-senin şu davranışı sergilemenin sebebi budur”  gibi %99 hiç doğru düşünceler olmayan  saplantılar. Bu güne kadar benim hakkımda kötü yönde bu tarz ihtimallerle konuşmaların hiç biri doğru değildi. Kendime hep küfür olarak saydım!
  • Yaratıcı olmalı, yaptığı şeylerde asla karşılık beklememeli. Bu nasıl oluyor. Çoğu şeyi tek taraflı  yapmalı. Çünkü iki kişinin de karşıdakine bakış açısı farklıdır. Sen ona bi jest yaparsın, o sana aynı jesti yapmaz ama başka bi zamanda başka bi jest yapar. Bir şey yapıpta karşılık bekliyorsan zaten sen yaptığını sevdiğin için yapmamışsındır. İki kere iki dörttür.

Aklıma gelen öncelikli davranış bozuklukları örneği bunlardı. Yukarıdaki davranış bozukluklarından kusacak haldeyim. Aman böle biri benden uzak olsun.

Şimdi gelelim alışkanlıklara. İşte bunlar çok zor.Ben sigara içmem, alkol zaten yok. Şimdi evleneceğim bayanın bu alışkanlıkları olması ters kaçar. He bırakır diye düşünsem. Çok zor ya. Örneğin ablam sigarayı bıraktı ama. Ne biliyim. İçmemli. Hem sağlığına zararlı kendisinin. Hem maddi kayıp. Ne biliyim. Ağız kokusu, kirlilik gibi sayamayacağım bi çok aksi yönü var bu tür alışkanlıkların.

Bugüne kadar hepçalışan bi bayan düşündüm. Ama nasip meselesi hiç te belli olmaz. Zaten benden güzel yemek yapamayacağı kesin ;) Üniversitede 3 yıl evde kaldım yemek çamaşır temizlik herşeyi öğrendik :)

Ya bu kadar yazıyorumda. Nasipten ötesi olmuyor. En iyisi daha fazla yazmamak bile. Nasıl olsa olmayacak.

Heves

Tarih: Temmuz 24th, 2008 | Kategori: Kendim

Az önce forumun tekinde destek msni mi açtım. İlk konuşmamızın içeriği “Abi beni ne zaman moderatör yapacaksın?” dı. Bende hemen yaptım. Sonunda onun içindeki de bi heves. Ve şundan da eminim ki o kişi artık sitede eskisi kadar devamlı olmayacak. Çünkü onun için bir hevesti bu. Amacına ulaştı, bi kaç zaman zevkini çıkaracak ve sonra kendine yeni heyecanlar arayacak.

Bizim yaşamlarımız da böyle. Sadece erişemediğimiz şeyi çok şey isteriz. Bi kaç ay önce yeni bir kavram tanımı yaptım kendi kendime. Şimdi onu paylaşayım sizinle. Nasip nedir? Sorusunun cevabı. Nasip, İstemediğiniz ama sizin için hayırlı olacak şeye denir. Bi düşünün haksızmıyım. Sizin için en çok kalıcı olan şeyler çok istediğiniz şeyler değil, şu an yaşadığınız şeyler olmadı mı? Mesela Öss, hanginiz istediğiniz yere yerleşti? Yada işe başladınız diyelim, hani çocukken hayal ettiğiniz o ideal meslek şu an çalıştığınız işmi. Yada eşiniz, sevdiğiniz. O uğruna ölürüm dediğiniz kişinin özelliklerinde mi? Hayır. Hepsi bir hevesti. Bir yerlerde bir roller yazıyor. Sizde o rolü layıkıyla oynuyorsunuz. 3 günlük yaşam bundan ibaret.

Geri Sayım Başladı

Tarih: Temmuz 21st, 2008 | Kategori: Kendim

Son 3 gün artık. Neye mi? Seni Tamamen unutmama. Artık beni sıkan o her neyse eğer baskı üç günlük orucum sonunda üzerimdekikefaret kalkacak ve ben seni düşünmeyeceğim. Sen artık içimde kanayan yara olmayacakmışsın. Bakalım ne kadar doğru göreceğiz.  6 yıldır aklımdaydın birden seni unutmamı bekleyemezdim bu zaten normal olam değildir. Sağda solda arkilerimin yaşadıklarını dinliyorum onlar içinde kolay olmamış. Hala unutamaynlarda var. Şundan eminin. Asla aklından çıkmayacağım.  Bu şehrşn her köşesinde anımız var bunu unutma. Ama işte senin değilim ben. Ah şu beynimizin konuşması yok mu. Ya istemiyorum seni sen beni istemiyorsun çünkü. Neden ki. Sana ne derdim ben hatırladım şimdi. “Senin bana ne artın var ki?” Öyle işte. Ben hala çözemedim neymişim ne oldum. Ama şu 3 günün dolmasını bekliyorum. Temmuz ayının ortasında üzerimdeki yemin kefaretinin kalkması için 3 gün oruç… Ondan sonra beni bişiler sıkmayacak. Ne biliyim sabahları rahat şekilde uyuyabileceğim. Aklıma gelince sen üzülmeyeceğim. Zaten benim suçum yoktu bunu hep diyorum. Sen 30-50 yıllık dünya hayatı için Ahiretini değiştin belki de. Bende böyle konuşarak deyim yerindeyse belden aşşağı vuruyorum  ama gerçek bu hakkımı helal etmiyorum sana. Bana verdiğin sözleri, yeminleri tutmadıysan senin üzerinde de olacak bu kefaret ve bir ömür boyu kanayacaksın. İlk bebeğin olduğu gün ağlayacaksın mesela. Sadece ben biliyorum neden ağlayacağının sebebini. Biede karşı cins olursa diğer çocuğun ondan nefret etmezsn umarım.Beni geçen ekledin msn listene. Hala eim varıpta engelleyemedim seni. Ne biliyim sen engellersin beni zaten de. Demek istediğin bişi mi var hala onu merak ediorum. Sormakta olmaz. Ya seni çıkarmak hayatumdan spatulayı alıp kazımak gibi kolay olmuyor.  Sadece neden diye soruyorum kendime. Çevrim dışı iletinde yazmışsın bana: Sende mutsuzdun bende mutsuzdum demişsin. E peki şimdiçok mu mutlusun? İnsanların dönem dönem mutsuz hissettikleri dönemler olabilir. İnsanlar kalpler duygular ve kişileri ben seni beğenmedim bunca zaman yanlış tanımışım diye değiştiremezsin. O senin dediğin ilk bi kaç ay için geçerlidir. Birisiyle çıkarsın ve o bi kaç ayda o kişiyi genel olarak tanırsın he ona dersin seninle olmaz artık diye uyuşamıyoruz sen beni mutlu edemezsin diye… Hani dersin buün hiç yatağımdan kalkmasam bunlar başıma gelmezdidersin bazen. Bizimki de öyleydi. Yalan mı. Bardağı taşıran son damla ve bitiş. Sen bundan ibaret oldun.

son 3 gün bu günü de saymazsak 2, daha yazmayacağım senin hakkında. Kendimi de sorgulamayacağım. Bu yazdıklarımda kendi içimdeki iç çekişmem. Kendi kendimle mücadelem. Kendi nefsimle olan savaşım. Deli olmamak için. Boşalmak için. Ağlasam açılacağım ama, “acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden… Gurur kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş….