Bayram güzeldi ilk kez kurban kestim tabi kesim ve yüzme isini babam halletti. Akraba ziyareti ve bayramlaşmalar oldu. Dayımın kızı Zeynep e gitarımı verdim. Çok sevindi. Belki öğrenir ılerde konser bile verir bana. Ablamın oğlu Selim ise çok tatlı olmuş fotoğrafta ekleyeceğim bunu da cepten yazıyorum. Şimdilik bu kadar.
Kurban bayramı için izin aldım ve evimdeyim. Geldiğim ilk gün daha eskilerden birini gördüm ve çok şaşırdım. Nasıl her defasında oluyor anlam veremiyorum. Bu konuda aslında hiç konuşmak ve aklımda olanları yazmakta istemiyorum. Eve geldim. Tadilat mı desem evde baya değişiklikler yapmış bizimkiler. Beğendim. Evdekileri çok özlemişim. Akşamına ablam geldi. Selim bana sarıldı bırakmadı. Özlemiş. Tabi sonra bilgisayarımdaki oyunlar daha çekici geldi ona Sonraki günde ablam eniştem ben Kemeraltına gittik. Alışveriş yaptık. 4 tane kazak aldım kendime kış için. Sonra Karşıyaka’ya gittik. Her tarafta Türk bayrağı vardı. Kendi memleketim başka. Eminim Diyarbakır’da resmi kurumlar hariç çok az yer Türk bayrağı asmıştır. İzmir çok kalabalıktı iğne atsan yere düşmez. Alışveriş mekanları tıklım tıklım. Fiyatlarda uygun. Denizi insanları mekanları bir çok yeri fotoğraf çektim. İleride bakarım Babam çok erken kalkıyor. Yürüyüşe çıkıyor sabahları. Bende dün sabah eşlik edeyim dedim. Hızına yetişemiyorum maşallah. 4-5 kilometre yürümüşüktür ben eve döndüm o devam etti. Evde hazır yemek bulmakta güzel oluyor. Annem sevdiğim yemeklerden yapıyor. Yemekten konu açılmışken Diyarbakır’da bulamadığım midye, kokoreç, höşmerim, kelle paça çorbası hepsinden yedim. Pekte tiryakisi değilmişim bunların. Dün pazardan kendime kaban babama ve annemede giysi aldım. Çok sevindi babam özellikle. Dün annanemede gittik. Ellerinden öptüm 77 yaşında maşallahı var ananemin. Dayımla yengemle sohbet ettik. Sonrasında sağlık ocağına ananemin ilacını yazdırmaya gittik Zeynep ile. Dönüşte okulda Selim’i gördüm. Tenefüsteydiler. Konuştum. Harçlık vereyim diyorum almıyor. Öğretmeni yasak demiş. Fotoğraf çektirdim onunlada. Ali’nin bilgisayarına film ve oyun arşivimi yükledim. Uzun bir süre indirmesi gerekmez. Evde tek başıma kaldığım zamanlarda ise film izliyorum. Kağıt, Kimliksiz, Sahte Gelin izlediğim üç film. Bu arada geçen tanıtımını yazdığım Geleceğe dönüş oyununun 5 bölümünüde bitirdim. Aslında pek oyunda sayılmaz. Film tadında animasyon etkileşimli interaktif oyun desek daha güzel. Seslendirmeleri gerçekte filmde oynayanlar yapmış. İngilizcemi de geliştiriyorum. Arada kelime ezberlemeye devam. Belki ingilizce sınavlarına girerim ileride. Kitap getirmiştim onu okuyup bitirmeyi planlıyorum bugün. Kitap okuma konusunda bugünlerde isteksizim. İnternette makaleler okumak daha çekici geliyor. Kurban bayramı da yaklaşıyor. Arife günü Allah nasip ederse bende kurban alacağım.
İşten fırsat bulup eve geldiğimde can sıkıntısını giderme yolu olarak oyun oynamaya başladım. Televizyon izlemeyi pek sevmem. Geleceğe dönüş benim küçüklüğümde zevkle izlediğim televizyon serilerindendi. Sinema olarakta üçlemesi oldu. Bilgisayar oyunu çıktığını gördüğümde eski çocukluk heyecanım depreşti.
Oyunun karakterleri sabit. Doktor, Martin, Biff, Jennifer ve diğer oyun içi karakterler var. Oyunda Doktor Emmet’in ilk zaman makinasını icat etmesi ile ilk zaman yolculuğumuz başlıyor.
GEÇMİŞE GİDEBİLSEYDİK NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRDİK?
Bir köşeye geçip kendimizi izlerdik sanırım. Sonra yaptığımız hatalar gelirdi aklımıza o hataları düzeltmeye çalışırdık. Mesela birisiyle hiç tanışmamış olmak gibi. Oyunda da bu var. Tecrübeler gelecekteki mutlulukların temelleridir. Bu sözü şimdi uydurdum. Bu oyundada geçmişe zaman makinası ile gidip olayları değiştirdiklerinde geleceğe dönüş yaptıklarında geleceğin ne kadar alışagelmemiş ve istenmedik bir hal aldığını görüyoruz.
Gelecek elbet bir gün gelecek. Önemli olan geçmişten gelen kazanımlarımız ile geleceği değiştirmeyi çalışmamız. Çünkü gkaderimizi bilemeyiz. Geçmişe takılı kalıp keşkelerle boğulmak yararsız bu oyundaki gibi hiçbir şey değişmez. Oyunun sonlarında geçmişe hiç karışmamanın en iyisi olacağını anlıyoruz.
Oyun 5 bölümden oluşan sinema tanında. Her bölüm sonunda sonraki bölümü merak ettirecek soru işaretleri bırakıyor. Sonraki bölümde ne olacak diye daha heyecanlı oynayış sergileniyor. Oyunda basit bulmacalar mevcut. Neyi nerede kullanacağınızı bilmek gerekiyor. Kötü adamlarda mevcut. Bir bölümde değiştirilen geçmiş sonucu geleceğe döndüğümüzde kız arkadaşımız Jennifer ı başkasının kollarında buluyoruz. Evlilik kararının geleceği nasıl değiştirdiğinde bu oyunda görüyoruz. Bir bölümde doktor Emmet in hayatı yaptığı yanlış evlilik sonucu zindan oluyor. Geçmişe dönüp o bayanla tanışmalarını engelleyerek geleceği kurtarıyoruz.
Jules Verne’nin eseri olan bu oyunu filmini sevdiğim gibi sevdim. Grafik açısından eksik olsada konu yönünden sinema tadı veriyor.
Pazar günü evde oturuyordum. Saat 2 ye 20 vardı. Başım dönüyor sandım ilk başta. Sonra sallanan lambayı görünce deprem olduğunu anladım. Fazla şiddetli değildir sanmıştım ama malesef 7.2 şiddetinde bir depremmiş. Vandaki insanlar için çok üzüldüm.
Evde kışın ısınmak için ufo aldım. Yakından şeyy uzaktan kumandalı. Ayaklı 300 watt 240 tl ye aldım. Evin salonunda kaldığım için beni anca ısıtır. Enfeksiyon sebebiyle kullandığım ilaçlar şaşırtıcı derecede işe yarıyor Hasta olmamak için tüm önlemleri aldım
Bağırsak enfeksiyonu olduğum için evde izinliydim bugün. Üst seviyesi 5 olması gereken bi değer 21 çıktı. Damacana su aldım. Eve temizlikçi çağırdım. Her yeri temizlettim. Yemeğimi de yaptırıp gönderdim. İlaçlarımı da kullanıyorum. Kendime geldim sayılır yarın iş başı yapacağım Allah’ın izniyle.
Geçtiğimiz hafta fena sayılmazdı. Cumartesi günü patron aradı. Akşam üstü şehit cenazesine gittik. Ağlayan annesini görünce içim acıdı daha bi çok. Bitsin bu terör. Patronla çiğ köfte yedik. Ha bide bize kadayıf ısmarladı. Diyarbakır’ın sarma kadayıfı meşhurdur. Cumartesi günü çok hastaydım. Sabah 10 buçuktan öğlenden sonra 3 e kadar uyumuşum. Patron çağırınca da hap, enerji içeceği ile bi süre kendime geldim. Akşam yatarken tir tir titriyodum. Bi arkadaşım duş almamı önerdi. Zorla beni ikna etti geceyi rahat atlattım. Şimdi daha iyiyim. Akşam düğüne gittim. Bi devrem evlendi. 3 başka devremde oradaydı. Hatta biri de evlenmiş ona çok şaşırdık. Yıldırım nikahı mı yaptı ne yaptıysa Ben yine bekar bende iş yok. Soğumuşum o işlerden… Neyse yarın iş var erken yatmalı.
Sen hiç tırnak çektirdin mi ? Kim isterki tırnak çektirmeyi… Ama bazen mecbur oluruz. Canımız kanımız dediğimiz insanları onlar bize acı cektirdiği zarar verdigi için hayatımızdan çıkartırız. Ama gidenin yerine yenisi gelir aynı tırnaklarınız gibi…
Bu ara Bülent Ortaçgil’in in Mavi kuş şarkısına taktım. Teoman’ın söylediği kısımlar yine harika. Sanki güzel yerleri hep Teoman mı söylüyor ne
Saksağanın şakası sandılar Muhabbet kuşları ve papağanlar Belki de arkadaşındırlar Kargalar gibi karaladılar Kırlangıçlar ve serçeler Bize biraz yalan söylediler Çok saftık