Selamlar.
Bugün günlerden pazardı. Sabah kalktım. Duş, temizlik gibi işleri halledip kahvaltı için çorba yapıp içtim. Sonrasında bilgisayar başına oturup ablamın bana alıştırdığı GARDENS OF TİME diye bir oyun oynadım. Sonrasında öğlen yaklaşırken NİNOVA ya gittim. Yeni açılan alışveriş merkezi. Çok uzun zaman olmuştu kumpir yemeyeli öğlen yemeğini de öyle geçiştirdim. Sonrada Altın Yıldız a girdim. Bi ceket sordum çok beğenmiştim. 800 tl diyince yıkıldım alamam diye. Markası altın yıldız yoksa kendisi de mi altın dedim satış görevlisine ve içimi rahatlatan cevabı aldım. Bu ürün bu günlüğüne %70 indirimde dedi. 300 tl de bana pahalı geldi. Ama 500 tl indirim gözümü iyice boyadı. Ömürlük bu ceket gibi süslü laflara kanıp cekete 300 tl yi bayıldım. Hemen hızlı adımlarla alışveriş merkezini terkedip olayın şokunu üzerimden atmaya çalıştım. O parayı bir cekete verdikten sonra planladığım teras keyfinden de vazgeçtim. Yolda giderken bir ayakkabıcıya girdim. Etiket fiyatı 100 tl olan siyah yarı spor yarı klasik bir ayakkabı için son fiyatı sordum. Biraz muhabbetten sonra abime son 75 tl ye yapalım dedi. Neyse uzatmadan o ayakkabıyı 55 tl ye almayı başardım ki ben Kayserili değilim Sadece bu fiyata vermezsen almam, Para hazır diyorum bunu hisseden satıcı hiç kazanamamaktansa az kazanmak iyidir diyip malı veriyor. Acımıyorum hiç buradaki esnafa Az ileridede deri sandığım bi kemeri 5 tl ye aldım. Pazarlık taktiğim işe yarıyor. Demekki yinede kazanıyorlar, kazanmasalar razı olmazlar.
Eve geldim, yattım dinlendim. Sonrasında şoförüm aradı huzurevlerindeyim istersen gezelim dedi. Biraz nazlandım ama ikna oldum. Gelip beni aldı ve bir arkadaşına gittik. Sağlık kabini işleten bir esnaf. Orada birer çay içip tanıştıktan sonra Dağkapı, balıkçılar başı tarafına geçip Hasanpaşa hanına geçtik. Şoför abinin oğlan da gelmişti. Onunlada biraz sohbet edip nasihat ettim. Şunu şöyle yap akıllı ol diye. Yoksa bana sataşanı döverim cezam neysede çekerim mantığındaydı. Neyse çocuktur dedim ama nasihatimi mantıklı buldu. Kendimi ona da sevdirdim. Sonrasında eve geldim ve 300 tl yi verdiğim cekete bir daha sonra bir kez daha baktım. Özelliği varmış. Kendini temizliyormuş. Ciddiyim. Üzerinde yazıyordu. Bitki yapraklarının kendini temizlemesi gibi bu cekette kir tutmaz kendini temizler yazıyordu. Gerçekten böyleyse boşa para vermemişim dedim.
Akşam yemeğini de yiyip tekrar pc başına oturup GARDENS OF TİME oynadım. Şimdide çayımı içip blogumu yazıyorum. Yarın iş var. 2011 model Renault FLUENCE marka aracımız olacak. Nazar değmesin.
Benim hikayem değil bu. Fakat benim düşüncelerim. Yeni evlenmişlerdi. Bayan bir süre sonra eşinin kendisini gençlikten ve geçmişten gelen alışkanlık ile kendisini başka kızlarla aldattığını, mesajlaştığını, görüştüğünü öğrendi. Facebook denen meret… Çok araştırdı. Eşinin ona olan sevgisinden de emindi. Eşine öğrendiğini anlattı. Eşi başta inkar etse de gerçekten pişman olduğunu söyledi. Daha yapmayacağım dedi ve çok ağladı. Gerçekten duyulmuş bir pişmanlık vardı. Fakat yeni evli bayan çok kararsızdı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Çünkü arada evlilik vardı. Tekmeyi basamazdı tek kerede. Beni aldattın defol hayatımdan artık görmek istemiyorum dese de içi içine bir yanı seviyordu hala.
Benden fikrimi sordu. Bende bir çocuğun olduğunu düşün dedim. O çocuk senin kanın. Senden başkasına anne diyemez. Senin öz çocuğun bir gün senden habersiz bir suç işledi. Farz et ki uyuşturucu kullandı. Onu da hayatından atacak mısın dedim. Eğer kanım diyorsan, eşim diyorsan kocam diyorsan ve o da hatasını kabul ettiyse o çocuğa yapman gerektiği gibi onu tedavi etmeye çalışacaksın. Düşün, ayrıldın ve bir kaç zaman sonra birisiyle tanıştın. O kişinin daha iyi olacağını kim bilebilir. Ve aklından asla silemeyeceğin geçmişin kalacak. Hep acabalarla yaşar insan kaderini bilemez asla asıl olacakları bilemez dedim. İnsanoğlu hata yapar. Düşünün; siz hiç hata yapmadınız mı?
Umuyorum ki ayrılmayacaklar.
İnsan terfi edince sevinmesi gerekmez mi. Büyük bildiği insaların onu başka büyük insanlara önermesine sevinmez mi ? Bi vali yardımcısı beni koruma olarak istemiş yanına. Bende alıştığım ortamdan uzaklaşacağım yeniden bi ortama alışmak huy su öğrenmek zorunda kalacağım için üzüldüm. Yoksa verilen her görevi en iyi şekilde yapmaya çalışırım. Çalıştığım yerdeki kişilerede ısınmıştım ama hayırlısı bu sanırım. Yarın yeni yerde başlayacağım bakalım nasıl olacak. Allahım umarım yeni çalışacağım kişilerde iyi insanlar olurlar. İçinde olmayan bilemez işte. Hep dua ederim Allah hepimizi mutlu etsin diye.
Pazardan balık aldım. Ama pişiresim gelmedi. Akşam üstü eve geldim. Kan şekerim düşmüş olacak ki üşüyorum. Ya da hasta olmak üzereyim. Birde çorba yapıp içtim. Yarına kadar iyileşmem lazım.
Günlerden cumartesi ve tatil ama ben yine de erkenden kalktım. Uyuyamıyorum ki. Sabah uykusuna alışmamışım ben. Saat 9 gibi de park orman da kahvaltıya gittim. 20 çeşit kahvaltı yukarıdaki resmi ben çektim ve onlara ek olarak çay, menemen kavun ve karpuz da var. Bitiremedim ki.
Sonrasında eve geldim internetle uğraştım. Facebookta zaman şeridi sistemini kullanmaya başladım. Bir kaç aya kadar herkesi geçirirler yeni sisteme. Zaman şeridinde ne yaptıysak karşımıza geliyor. Mesela ben 11 Nisan 2008 de üye olmuşum. O zamanlar üniversitenin son zamanlarıydı. Etli patates yemeği yaptım akşam içinde ilk defa düdüksüz tencerede yaptım yemek tat olarak güzel oldu fakat biraz taşırmışım. Ocak iyice battı. Amatörüm yemek yapma konusunda. Geçiştiriyorum çoğu öğünü. Birazdan da odamı temizlerim.
Pek sık olmasada ara sıra şu linkteki sayaçtan siteme googlede hangi kelimeler aranarak gelinmiş takip ederim. Bazen öyle aramalar oluyor ki bu kişi mutlaka beni tanıyor diyorum. Tabi merak ettiğime kalıyorum. İyi ki bi okuduğudum zar adam ın özetini yayımladım sitede. Zar adam özet kelimesinde epey bir yoğunluk var.
Önümde koskoca 2 günlük hafta sonu tatili var. Neler yapsam diye düşünmüyorum. Akşam oldu ne yemek yesem onda bile karar veremiyorum. Pff sıkıldım…
“Sık sık verilen aynı öğütten sıkılma. Çünkü bir çiviyi çakabilmek için defalarca vurmak gerekir.”
“Ûzûlme.. Derdin ne olursa olsun , bir abdest al nefes gibi.. ve bir seccade ser odanin bir kösesine . Otur ve agla , dilersen hiç konusma . O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma..”
“Gözyaşının bile görevi varmış..Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.”
“Üzülme der Mevlana ..! istediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur.”
”Üzülme!” der Mevlana ve devam eder… “Kaybettiğin her şey, başka bir surette geri döner.”
Neredeyse Eylül ayının ortası olmuş. Mesleğimde 6 ay doldu bile Çok şükür şimdilik rahatım Kaymakamlıkta makam koruma olarak 8-5 çalışıyorum. Çalıştığım kişiler çok iyi ve işim evime yakın. Allah’ıma bin şükürler olsun. Şimdi evdeyim açtım şarkıyı “ÖLÜM IŞIĞA UZANMIŞ” dinliyorum. Bu ara bu şarkıya taktım. “Son kez dua etmiş; seç beni hayat demiş” kısmını seviyorum şarkının.
Birazda muhasebe yapalım. Annemi aradım az önce EE anne kız arama çalışmaları nasıl gidiyor dedim. Bizimkisi beni hemen evlendirme niyetinde de değil diğer annelere çekmemiş. Turşumu kuracak. Kimisinin okumuşluğu yokmuş, kimisinin fiziği, ahlakı güzel değilmiş, kimisi ev kızıymış mış mış ta mış mış :s Evde kaldım lan! Diyarbakır’da olduğum için benim buradan birini bulup evlenmem kültürelde farklılık olduğu için çok çok zor. Kürtler çok, aleviler var. İş yerindekiler buluruz sana diyorlar, Erken gençsin diyorlar ama işte onların buldukları bana uymayacağından hiç ardını aramıyorum. Yakıştırmalar falan umrumda olmuyor. Bazen Sebo iyileri çoktan seçilmiş zaten diyorum. Ama sonrada nasip diyorum zamanı gelince nasip beni bulur belkide. Aman davranış bozukluğu olan insanlar olmasın bu seferde. Hayırlı biri olsun, seyirlik değil ömürlük olsun inşallah.
İşim güzel ama eşim yok Neredesin dünyanın neresinde nefes alıyorsun, kimsin ve ne zaman geleceksin… Soru işareti bunların hepsi. Mutlak ayrılık olan ölümlede bitsede dünyadaki her senaryo bende bekliyorum bu kişiyi…
Dün son orucumuzu da tuttuk. Akşamında iftada Emin abideydim. Sözde güveci beraber yapacaktık ama sonunda iş kızı Figen e kaldı. Oturduk bol bol muhabbet aldık.iftardan sonra eve geldim ve uyudum. Bu sabah kalktım. İçim buruktu. Neden olduğunu anlarsınız. İlk kez bir bayramda ailemden uzağım. Üniversitede bile her bayram ailemleydim. Şimdi arada 1500 km var. Bayram namazına gittim geldim evde kimse yok. Telefon ettim. Birazdan protokol bayramlaşmalarına gideceğim. Malum iş… Bayramınızı sevdikleriniz ile geçirmeniz dileğiyle…
Kalemimi kağıda dokundurdum. Hiç bir şey aklıma gelmedi. Yazacak hiç bir şey bulamadım. Bazen şarkılar çalar ve hiç kimse anlamaz senin anladığını. Manası başkadır her insanda aynı cümlelerin. Camı açarsın ve dışarıya bakarsın. Sağa sola ve mutlaka uzaklara dalar gözlerim. Sözcüklere dökemezsin anlatmak istediğini. Beylik cümleler yazmakta ustalaşmışsındır fakat manası yoktur aslında hiç birinin. Boştur tüm kelimeler, cümleler, sözcükler yada sen ona her ne diyorsan içinde yaşadığın bir ömür gibidir hepsi. Anlamsız hissedersin kendini. Kalemi kağıdı kaldırırsın. Camı da kapatırsın. Sözcüklerden de nefret edersin bir anlam ifade edemediklerinden. Sonra kendinden de vazgeçersin. Biter her şey. Bunu çok iyi bilirsin.