Üniversite kadar zor olmasada sınav manatonu insanı yoruyor. Beyin çok çalışıyor. Yarın cuma ve son psikoloji sınavına gireceğiz birazdan ona çalışacağım. Bugün zor sınavları atlattık ve 2 deki sınavdan sonra emekli teğmenim gürkan arkadaşımla satranç oynadık ama emekli çavuş bana yenildi =) Buradan yazıyorum, iyi bi stranç maçıydı 1 saat kadar sürdü ama gerçekten zevkliydi son hamleye kadar çekişmeli şekilde oynadık.
Yarın şafak 18 her geçen gün kısalıyor. Sınıfta bi espiri vardı. “Yaklaşan sınavların çokluğu ve azalan günler…” gibisinden o sınavlarda bitti işte. 23ünde kura çekimi 2 marttada mezuniyet törenimiz var. Kısa bi tatilden sonra mesleğe başlarım. Okul çok güzeldi. Asla askerlik gibi değildi. Herkes her şey çok iyiydi ve başta soğuk baktığım bu mesleğe ısındım diyebilirim. Geleceği kimse bilemez ama en merak ettiğim nerede ve nasıl çalışacağım. Az kaldı onuda öğreneceğim.
Şimdilik bu kadar psikoloji notlarının başına oturmalı. Yazıma son verirken müzik çalarımda sürekli dinlediğim bi şarkının klibini paylaşmak istiyorum:
NİLÜFER & ŞEBNEM FERAH – ERKEKLER AĞLAMAZ
3 gün izin aldım ve eve, Bergama’ya gelim. Allah’ım her şey ne kadarda farklı geliyor ilk başlarda. Okul yaşamına alışmışım. Cumartesi okulda döneceğim, pazartesi de sınavlarımız, finallerimiz başlayacak. Hayırlısıyla onlarıda atlattığımda pek bi gün kalmayacak. Kuraları çok merak ediyorum. Nereyi çekerim, nasıl olur, becayiş olur mu… Meslek nasıl olacak, işe ne olarak başlayacağım soruları. Bunlar her arkadaşta da var olabilir.
Eve geldim. Özlemişim. Ev yemeklerini doya doya yedim. Akrabaları ziyaret ettim. Özlem giderdim. 4-5 tane film izledim. Hele aile dramını anlatan bi film izledim ki beni iyice duygulandırdı. Sevdiklerinden uzak olmak ve bazı sevdiklerine asla ulaşamayacağını bilip kalan hatıraları acıtmasın diye silmeye çalışmak. Bende bilgisayarımda kıyıda köşede kalmış bazı resimleri silip yok ettim. Galiba hayat bu. Biraz zalim. Bazen duygusal zamanlarımda elime kağıt kalem alsam en acıklı dramayı ben yazabilirim diyorum. Şükürki çekilen acılar beni arsızlaştırmış. Acıtmıyor hiç bir şey. Hiç bir anı. Bir şarkı sözü vardı öldürmeyen her acı güçlendirir midi neydi.
Mesleğe başlayınca yepyeni bi hayata başlayacağım. Bu sefer hata yapmadan taşları iyi oynayacağım. Bizimkilerin bana birisini bulamayacağına göre galiba onu da kendim bulmam gerekecek Hiçte hevesim yok ama galiba hormonlar istiyo. Zamanı geldi de evlen evlen diyo dna lar =) Allah’ım sen en iyisini bilirsin.
Okulda dersler bitti. Öğrenim hayatımın bitmesine de 1 aydan az kaldı diebilirim. Yemin törenime ailemde gelebilirmiş. Pek umut etmiyorum ama bekleyip göreceğiz, askerde gelmemişlerdi. Bu sefer gelirler belki. Ablam doktora gideceğiz demiş ama.. Hala muammada.
Zaman zaman geçen sene ile bu günleri karşılaştırıyordum. Heralde eğitim çavuşluğundan sonra geceleri nöbet tutuyordum. Şebnem ferahtan Yanlız ve Emre aydından Bu yağmurlar ı severdim geçen sene bu vakitler askerken. Şimdide pek farklı değil hayat. Arkadaşlar tamam da gönül yönünden yalnızlık çekiyorum. İnsan istiyo birileri olsun sevsin seveyim. Ama bu kez doğru kişi olsun. İyi biri olsun.
Bu arada geçen Gripin’in Sen gidiyorsun klibine bayıldım. O nedir öyle etkileyici bir film izler gibi izledim dinledim. Beğendim. Tabikide sürekli bunalım takılmak olmaz Murat dalkılıçtan kıyamadım ikimize ve merhaba merhaba şarkılarıda çok güzel. Şöyle bi liste yapalım.
Gripin – Sen gidiyorsun
Sıla – Zamanında
Murat Dalkılıç – Kıyamadım İkimize
Haluk Levent – Zifiri
Murat Dalkılıç – Merhaba Merhaba
Teoman – Elveda
Şebnem Ferah – Fırtına (Müzik harika)
Eminem Feat Rihanna – Love The Way You Lie
Hande Yener – Çöp
Kayahan – Bir aşk hikayesi (bağımlılık yaptı xD)
Yıldız Tilbe – Emi (Sözler beddua değil)
Zeynep Dizdar – Bir çocuk sevdim (Şarkı sezen inmiş galiba, Aylin aslım da söylüyor ama o feminist olduğu için dinlemiyoruz)
Ceza – Medcezir (Herdaim favorimdir)
Teoman – Uçurtmalar
Elvis Presely – It’s Now Or Never
Bu şekilde bi liste yaparsam adını da favorilerim olarak koyardım =)
Şimdilik yazacaklarım bu kadar.
Düzenleme bizim okul 1 hafta kısalmış 2 martta bitiyor. =) Güzel haber.
Son zamanlarda okuduğum bir diğer kitapta SİL BAŞTAN. Kitap konu olarak çok güzel. Hayatınızı tekrar tekrar yaşadığınızı düşünün. Hayatınızın değişik dönemlerini tekrar yaşayabilseniz neleri değiştirerek yaşardınız? Eski dostluklarınız, eski sevgilileriniz ile tekrar beraber olsanız bu sefer nasıl bir davranış gösterirdiniz. Kitapta bu mantıkta akıl kurcalar düzeyde yazılmış harika bir roman.
Kitabı elime aldım ve aklıma Şebnem Ferah’ın SİL BAŞTAN şarkısı geldi. Acaba biten aşkın devamında bi konu mu anlatılıyor diye düşündüm. Fakat öyle değildi. Kitaptaki kahramanımız ölüyor ve belli bi yaşta tekrar uyanıyor. Bi kaç yıl yaşıyor kendini zengin yapıyor hayatında elde edemediği kadar zenginlikler ve dostluklar elde ediyor. Bi kaç yıl sonra ölüp tekrar SİL BAŞTAN değişik bir yaşından hayatına sıfırdan devam ediyor. Kitap sonuna doğru ölme ve uyanmalar sıklaşıyor.
Nelere ne kadar değer vermemiz gerektiğini bize sorgulatan bi çırpıda okuduğum harika bir kitap diyebilirim. Kitabın yazarı Ken Grimwood. Tavsiye ederim.
Bir psikiyatrist düşünün hayatında yapması gereken kararları zarlara göre karar veriyor. Örneğin 1 gelirse ders çalışacağım 2 gelirse televizyon seyredeceğim gibi diğer 6 ya kadar olan sayılarada çeşirli alternatifler sunuyor. Zarda ne gelirse gelsin çok saçma ve yapılması utanç verici bir şey olsada yapıyor. Bu zar adam olma alışkanlığını diğer insanlarada aşılıyor. Kitap bölüm bölüm bazı bölümlere çok garip 1 kelimeden oluşurken bazı bölümleride çok uzun.
Kitapta bütünlüğü korumak için bölümü bitirmeden kalkmamak en iyisi. Kitabın devamıda çıkmış zar adamın peşinde isminde bir kitap. Bu kitabı okumaya devam ediyorum. Acaba şimdi zarlara ne alternatif seçenekler verecek ve seçeneği nasıl uygulayacak düşüncesi ile kitabı zevkle okuyabilirsiniz. Elinize bi zar geçirirseniz belki sizde denemek isteyebilirsiniz.
2011 yılındayız. Gelecek günlerdeyiz. Yepyeni günler, her geçen gün gelecek değil miydi? Hayatta beklentilerimiz ve umduğumuz şeyler sürekli değişecek. Bazen sevineceğiz bazende üzüleceğiz. Ama bi köşesinden tutunup kendimizi mutlu etmeye çalışacağız şu hayat yolunda. Ne geçmişim ne de geleceğim hiç bir şeyden pişamanlık duymak ve keşke demek istemiyorum bundan sonra yapacaklarım için. Çok temkinli ve aşırı seçiciyim artık. Çok kötü bir özellik. Sürekli üzen birisini kabullenmek mi yoksa yol göstermek ve yenilerini denemek mi? Tabikide defalarca şans vermek sonra yol göstermek.
Şefkat dediğimiz şey öyle suistimal ediliyorki. Yaptığın onca iyilik gözükmez insanoğlunun gözüne. Ve bi gün hakkım helaldir yada haramdır diyip çekip gidersin. Sen bunu okuyan sen hangi kısımdasın bu hayatımın? Sevdiğim insanı her yönüyle kabullenmeye çalışığ iyi yönde düzeltmeye çalışmadım mı ben. O zaman kendimle hesaplaşacak bir şeyimde yok. Sevgi hakkedenindir.
Geçenlerde mevlanın bir sözünü duydum ve çok beğendim. Onu sizinle paylaşarak yazıma son vereceğim.
“Kötü bir döneme girdiğinde ve her şey sana karşı gibi göründüğünde, bir dakika bile dayanamayacakmışsın gibi geldiğinde, SAKIN PES ETME !! Çünkü işte orası “gidişatın” değişeceği yer ve zamandır…” Hz. Mevlana
Galatasaraylı değilim fakat iş gelir elde etmek olunca bu şekilde de çalışabilyorum. gscimbom.com a splash reklam verdim. 75 tl 1ay olarak ödeme yaptım. Bakalım karı ne olacak. Kazançlı olursa sonraki aylarda devam edeceğim. Şimdi önce verdiğim parayı geri alayımda. Amacım zaten uzun vadede kazanç elde etmek. Hitli siteye sahip olamıyorsam hitli siteler aracılığı ile reklam alırım.
Splah reklam günde bir kere açılıyor ve 15 saniye kapat tuşuna basılmazsa açık kalıyor.
edit: 20 ağustostada onlinesinema.gen.tr sitesine splash reklam verdim.
Başka blog yazarlarına bakıyorumda sürekli bloglarına içerik ekliyorlar. Kendileri ile ilgili ne varsa yazıyorum. Pizza sipariş etti hemen bloguna işliyor. Bi arkadaşı ile arasında geçen msn konuşmalarını bile içerikten sayıp blogluyor. Ben pek kendimden bashetmeyi beceremiyorum. Onlar kadar sık yazamıyorum.
Az önce blogu ne zaman açmışım diye baktım. 2007 nisan ayında açmışım. 3 sene olmuş. Bi ara içeriğim silinmişti. O yüzden son bir yılın içeriği var sitede. Bu arada yedek alsam iyi olacak bu vesile ile hatırlamış oldum. Koca bi harddisk yanmış ve bütün sitelerim gitmişti. Bi kaçının yedekleri vardı onlarda canlandırmaya yetmemişti.
Sitemin dmozda olmasına çok sevindim. Dmoz’da kaliteli siteler yer alıyor. Site önce inceleniyor. İçeriği uygun mu spam yada kopya içerik oranı takip ediliyor ve öyle dmoz.org a ekleniyor.
Tamamen photoshop. Özlemişim kurcalamayı. Gözlerden başladım. Geçen sene bi ara lens almıştım. Bi türlü talamamıştım ve başkasına vermiştim. İçimde bi hevestir kalmıştı. Lensli halimi merak ediyordum. Kolayı var. Geçenlerde photoshopu açtım ve mavi ve yeşil arası ne renk olduğuna karar veremediğim rengi verdim gözüme. Sonra bi kaç tane ben yokettim. Dövmeye olan merakımıda giderdim. Gerçek hayatta yaptırsam bu dövmeyimi yaptırırım bilmiyorum
Hazır photoshopu açmışken R10da tişört tasarımı yarışmasına katılayım dedim. İlk yaptığım biraz amatördü. Diğer yaptığımda amatörlük izlerini silerek daha güzelini yapmaya çalıştım. Geçen seneki yarışmada birinci olan tişört bastırılmıştı bende almıştım. Hala giyerim. Dengesiztarzda basılıyor ve kalitelide oluyor.
Şimdi o tasarımımı yükleyim.. :
Resmin üstüne tıklayınca daha büyük halini görebilirsiniz.
Kendime pek şans vermiyorum fakat yarışmaya pek katılan olmazsa belki şansım olur. Bu örümcek r10un maskotuu. Bacaklarını ben sonradan ekledim. Google siteleri dolaşırken dolaşıma örümcek benzetmesi yapmış. Bu yüzden örümcek giyince akla gogle spider gelir. internette dolaşır, web sitelerini kendi ağına dahil eder. Örümcek misali. Bu maskotta ayro bir şirinlik var.
Bugünüde böyle devirdik. 3 kargodan biri geldi ve laptop soğutucumu getirdi. Pek işe yaradığını söyleyemem. Fanlar hızlı dönsede soğuttuğunu pek sanmıyorum. 9 tl lik fandan da daha fazlasını beklememek lazımdı zaten. Sonra ablamlar geldi. Selim beni oyun olarak görüyor. Dayı bana oyun aç Selim’den çok sık duyduğum bi laf Biraz tahammül edilmez olsada çok seviyorum onu.
İnternetten harçlığımı çıkartıyorum. Fakat bu sabah gittigidiyor reklam panelime girdiğimde tık üretimi 0.02tl ye düşürdüklerini gördüm. Bu çok komik bi rakam. 100 kişi tıklasa 2 tl kazanacağım demek oluyor. Ödeme yaparken yüzde 10 kesinti yapıyorlar. 100 kişinin tıklaması bana 1.8tl olarak geri dönüyor Dün ise 0.1 veriyordu 100 kişi tıklayınca 10 tl gibi hatrı sayılır bi rakam kazandırıyordu.
İlk netten para kazanmaya başladığımda google adsense çok veriyordu şimdi oda çok az veriyor. İnternette gezinenler google reklamlarını biliyor ve tıklamak istemiyor. Linkin reklam olduğunu bilmek tıklama isteğimizi azaltıyor çünkü gideceğimiz yer kalitesiz içerik ile dolu olacak.
Bi ara link satışından para kazanıyordum. pr2 oyun sitesinden aylık 10 tl den 20 tane link satışı yapabiliyordum. ayda 200 tl bir siteden kazandığım oluyordu. Askere gidip geldik elimde pr değeri almış site kalmamış. Neredeyse hepsi pr0 dı. Sayfa değeri yüksek sitelerden link alınca hedef kelimede googlede ilk sayfada çıkma şansı artıyor ve siteye gelen sayısı ve doğru orantılı olarakta reklamlara tıklama sayısıda artıyor.
Temmuz ayı. Yazın ortasına geldik. 11 Temmuzda doğum günümdü. Güzel geçti. Akşamına Teyzemin kızı Nurcan’ın düğünü vardı. Kardeşler restorandta. Gerçekten güzeldi. Özellikle orkestranın canlı performansına hayran kaldım. Ben cdden çalıyorlardır sanıyordum onlar canlı canlı hem çalıp jhem söylüyorlarmış. Harikaydı. Havuz başındaydı ortam güzeldi.
Tarım krediye iş ilanı için başvurdum. Onun sonucunu bekliyoruz. Bu ay kpss sınavı oldu ve ben girmedim. Çok şey kaçırdım sanırım. Şu askerlik büktü belimi. Hala askerlik hatırası ayaklarımda et dikeni denen şeyden var geçmediler. Kocakarı ilacı olarak domates koyuyorum. Dayımda Gut hastalığı çıkmış ona üzüldüm. Proteinli şeyler yemicekmiş.
Bahçeylede ilgilendim. Ağaçların budamasını yaptık. Yetiştirdiğim mısırlar göbek seviyeme geldi. Annem mısır vermezler diyor ama ben iddialıyım. Sulamasını ve çapalamasını yapıyorum. Sonbaharda bahçeye çınar ağacı ekmeyi düşünüyorum. Ben ölünce benden bişiler bırakmak lazım arkamda. Geçen yaz ektiğim çam ağacı 5 cm büyüdüyse iyi. Çok geç büyüyor ona sinir oluyorum.
Aklımda fikrimde iş bulma konusu var. Bakalım nasip olacak mı biyerler. Kısmet.