Bugünlerde Diyarbakır içinde epey bi dolaşıyorum. Gezilmesi gereken her yeri geziyorum. Fakülte güzel dediler gittik. Bir dere derenin üstünde çardaklar var.Ağaçların altında yeşilliklerin içinde bi güzel kafamı dinledim. He çalan her şarkı kürtçeydi. Bende telefonumdan kendi şarkılarımı kendim dinledim. Serviste çok kötü. Diyarbakır için çok ucuz diyorlardı ben buraya gelmeden önce. Hiçte öyle değil. Her şey çok çok pahalı. Yemek ve giyim özellikle. İzmirde bi yere oturup kıymalı pide alsanız porsiyon başına 4 yada 5 tl ödersiniz. Burada ise 1 kıymalı pide 7 ila 12 tl arasında değişiyor.
Geçen ablamlarla konuştum Diyarbakıra gelmek istiyorlar. Uçak biletlerine baktık yakın tarih için 3 kişiye 700 tl tek geliş fiyat görünce vazgeçildi.
Dünya hariyasını önüme aldım. İzmirden 1500 km doğuya diyarbakıra değilde batıya gitseydim İtalya’nın Roma şehrinde olurmuşum 🙂 O an için Sebo sen memleketten epeyce uzaksın dedim kendi kendime. Ağustos ayı yani Ramazan ayı yaklaşıyor. Allah oruç tutarken hepimize yardım etsin. Belkide oruç için en zor dönemler. İmsak 3.40 iftar ise 19.30, 16 saat bu yaz ayında dayanmak gözümü korkutuyor. Bide çalışıyorsak yandık demektir. Allah kolayını verir inşallah ve bırakmadan tamamını tutmak istiyorum.
Şimdilik yazacaklarım bu kadar sonra yine bir şeyler eklerim.
“Bir bakmışsın ben yokmuşum, üzülmeye doymuşum. İsyanımı yola koyup; hayatından kaybolmuşum…”



